Kuvâ-yi Milliye
Genel

Karboğazı Baskını: 44 Türk’ün 700 Fransız Askerini Esir Alması

24 Eylül 2018

Osmanlı Devleti, dünyanın birbirine girdiği ilk savaştan ne yazık ki mağlup ayrılmış, sonucunda da şartları ağır bir ateşkes antlaşması imzalamıştı. Bu anlaşmaya göre Osmanlı Ordusu terhis edilecek; İtilaf Devletleri, kendilerine tehdit oluşturduğunu düşündükleri Osmanlı topraklarını elini kolunu sallaya sallaya işgal edebilecekti.

Bu durum karşısında İstanbul Hükümeti’nin eli kolu bağlıydı. Zira Osmanlı Devleti, zaten kötü durumdayken dünya savaşına girmiş ve zamanın en büyük devletlerine karşı ağır bir yenilgi almıştı. Fakat Anadolu insanı, her ne kadar kötü şartlar içerisinde olsa da bu işgallere kesinlikle karşıydı. Bu yüzden işgallere karşı direnmek amacı ile Kuvâ-yi Milliye adı altında örgütlenmeye başladılar. Bu örgütlenme, işgal altındaki diğer yurttaşları kurtuluşa dair umutlandırdığı gibi işgal kuvvetlerinin ilerleyişini yavaşlatıp Anadolu’yu düşmanlardan temizleyecek olan düzenli orduya zaman kazandırdı. Bu uğurda işgal kuvvetleri ile bir çok yerde kıran kırana çarpıştı. Karboğazı Baskını da bu çarpışmalardan biri. Hatta belkide en önemlisi.

Henüz Mondros Ateşkes Antlaşması’nın mürekkebi kurumadan Fransızlar, Adana ve Mersin’i işgal etmeye başlamıştı. Çukurova ve çevresini ele geçirip Osmanlı Devleti’nin Akdeniz ile bağlantısını kesmek istiyorlardı. Bu sayede deniz yolu ile gelebilecek yardımların önü kesilecek, işgal kolaylaşacaktı. Fakat yüksek kesimlere ve geçiş yollarına hakim olan Kuvâ-yi Milliye güçleri buna müsade etmiyordu. Her ne kadar sayıları az olsa da bölgeyi çok iyi biliyor ve bu avantajı kullanarak Fransız birliklerine sürekli baskınlar düzenliyorlardı. Bu baskınlar sonucunda Pozantı’da bulunan bir Fransız birliğini kuşattılar ve bu birliğin ikmal edilmesine engel oldular. Bunun üzerine işgal kuvvetlerinin Adana’da bulunan tümen komutanı, Pozantı’daki birliğin komutanı Binbaşı Mesnil’e uçak mesajı ile Pozantı’dan çekilip Toroslar’ı aşarak Mersin’e inmesi emrini verdi.

Mesajı alan birlik, yanlarına yerli bir kaç kılavuz alıp yola çıktı. Bu kılavuzlar, Fransız birliğini yanıltıp Kuvâ-yi Milliye tarafından kolayca pusuya düşürülecek noktalara yöneltti. Tüm bu hareketlenmenin haberini alan Kuvâ-yi Milliye gönüllüleri en uygun noktada Fransız askerlerine saldırmaya karar verdiler. Sadece 44 kişiden oluşan bu gönüllü birliğin karşısında yaklaşık 700 Fransız askeri vardı. Onları belli bir noktaya kadar gizlice takip ettiler. Düşmana pusu atılabilecek en iyi yer olarak düşündükleri Karboğazı’nın Delmeli Mezarlık Boğazı denilen bölgesini seçtiler. Yarısı boğazın bir yakasına yerleşti, yarısı öbür yakasına. Burada düşmanı beklemeye başladılar. Ta ki düşmanın öncüleri pusu attıkları alana yaklaşıncaya kadar.

Artık çatışma başlamıştı. Karşılıklık iki tepede düşmanı karşılayan Kuvâ-yi Milliye gönüllüleri bir yandan bağırıyor, bir yandan tepeden aşağı kayalar yuvarlıyor, bir yandan da sürekli yer değiştirip düşmana ateş açıyorlardı. Böylece çok kalabalık bir grup tarafından baskın yediklerini zanneden Fransızlar, kayıp verdikten sonra daha fazla direnemeyeceklerini düşünüp teslim bayrağını çekdi. En nihayetinde 44 kişi tarafından esir alındıklarını öğrenince bir hayli şaşırsalar da artık iş işten geçmişti. Zira bu muharebe sonucu verdikleri kayıp Çukurova Bölgesi Batı Kesimi Komutanı Yüzbaşı Sinan Tekelioğlu’nun TBMM’ye sunduğu rapora göre 650 er ve 23 subay esir olmak üzere 2 top, 8 makineli tüfek, bin kadar silah, 13 kadana, 90 katır’dır.

Yorum yok

    Yorum Yap