Vecihi Hürkuş ve İlk Uçağı VECİHİ XIV
Kimdir

Vecihi Hürkuş Kimdir?

7 Ekim 2018

Tarih kitaplarımızda neden böyle güzel insanları anlatmazlar, akıl sır erdiremiyorum. Oysa ki Türk Havacılık Tarihi‘mizin en önemli ismidir kendisi. Şansımız varsa ancak dizilerden, filmlerden veyahut günümüzde sosyal medya paylaşımlarından tanıyabiliyoruz Vecihi Hürkuş’u. Bknz: Gülen Gözler, Kardeş, Payı, Vatanım Sensin.

Vecihi Hürkuş, 6 Ocak 1896 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Üç çocuklu bir ailenin ortancasıdır. Babası Gümrük Müfettişi Faham Bey annesi Zeliha Niyir Hanım’dır. Henüz erken yaşında babasını kaybetti. Yeşilköy’deki Tayyare Mektebi’ne girerek pilot olarak mezun oldu. Gönüllü olarak Balkan ve Birinci Dünya Savaşı’na katıldı. 1917 yılında Kafkas Cephesi’nde başarılı bombardıman ve keşif uçuşları yaptı. Ayrıca bu muharebede bir Rus uçağını düşürmesi ile “İlk kez bir düşman uçağı düşüren Türk pilot” ünvanını elde etti. Yine aynı savaşta Ruslara esir düştü ve Hazar Denizi’nde bulunan Nargin Adası’na sürgüne gönderildi fakat buradan yüzerek kaçmayı başardı.

1918 yılında ise kendi av uçağını tasarlamaya başladı fakat Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanması ile ordu terhis edildiğinden dolayısı ile bu uçak projesi tamamlanamadı. Bunun üzerine Kurtuluş Savaşı’na katılan Vecihi Hürkuş, burada tekrardan pilot olarak görev aldı. Özellikle İnönü ve Sakarya savaşlarında önemli keşiflerde bulundu. Destek uçuşları yaptığı sırada bir adet düşman uçağını daha düşürdü. Kurtuluş Savaşı’nın ilk ve son uçuşunu yapan pilot olmasının yanı sıra İzmir Hava Meydanı’na giren ilk kişi de kendisidir. Bütün bu başarılarından ödülü kendisine bir İstiklâl Madalyası ve TBMM tarafından üç kez takdirname verilmiştir.

Vecihi Hürkuş'un İmzalı Fotoğrafı

Vecihi Hürkuş’un kendi uçağı önünde çektirdiği ve imzaladığı bir fotoğrafı.

Savaşlar bittikten sonra İzmir’e yerleşti ve burada yeni pilotlar yetiştirmeye başladı. O yıllarda Edirne’ye zorunlu iniş yapan bir uçağı alması için görevlendirildi. Buradaki hizmetinin karşılığında uçağa “Vecihi” adı verilmesi hayatının dönüm noktalarından biri oldu. Bu sayede bir uçak üretme hayalleri yeniden canlandı ve bu doğrultuda çalışmalara başladı. 28 Ocak 1925 tarihinde Kurtuluş Savaşı’nda Yunanlardan ele geçirilen bir uçak moturunu kullanarak “VECİHİ K-VI” adını verdiği ilk uçağını üretti ve bu uçağı başarılı bir şekilde havalandırdı. Fakat bu başarı karşısında onu bir ödül değil ceza bekliyordu. Zira bu uçağı izinsiz havalandırmış ve bu yüzden ceza almıştı. Trajikomik olan durum ise o dönemde havacılık konusunda kendisi kadar bilgili biri olmadığından izin alabileceği bir kurumda yoktu.

Vecihi Hürkuş Gazete Haberi

Vecihi Hürkuş’un haberini yapan bir gazete.

1930 yılına gelindiğinde ise Kadıköy’de kiraladığı bir dükkanda kendisinin ikinci uçağı olan “VECİHİ XIV” isimli uçağı üretti. Bu uçakla ilk uçuşunu 27 Eylül 1930 tarihinde büyük bir kalabalık önünde yaptı. Çünkü havacılık konusundaki marifetleri artık herkes tarafından biliniyor ve üretilen bu uçaklar merak ediliyordu. Vecihi Hürkuş, ikinci uçağı ile önce Kadıköy’den Yeşilköy’e, buradan da Ankara’ya uçtu. İstanbul’dan Ankara’ya başarı ile uçurduğu bu uçağı için “Uçabilirlik Sertifikası” almak istediğinse ise yine benzer sorunlar ile karşılaştı. “Uçağın teknik vasıflarını tespit edecek kimse bulunmadığından gereken belge verilmemiştir.” yanıtını alan Vecihi, gereken izni alabilmek amacıyla uçağı söküp bir trene yükleyerek demiryolu yardımı ile Çekoslavakya’nın yolunu tuttu. 23 Nisan 1931 tarihinde ise ürettiği uçağın uçabilmesi için gereken izni aldı ve kendi uçağı ile uçarak Türkiye’ye geri döndü. Yine aynı uçakla Türk Tayyare Cemiyeti adına Türkiye turu yaptı.

1932 yılında “Vecihi Sivil Tayyare Mektebi” adı ile sivil havacılık okulu açtı. Bu okul açılan ilk sivil havacılık okuludur. Burada ilk kadın pilotu olan Bedriye Gökmen ile birlikte tam 12 pilot yetiştirdi. Diğer yandan da üretimlerine devam ederek ilk eğitim ve spor uçağı “VECİHİ XV” ve 160 beygir gücünde Mercedes uçak motoru bulunan, deniz kızaklı “VECİHİ SK-X” isimli iki uçak daha üretti. Son olarak ise iş adamı olan Nuri Demirağ’ın siparişi üzerine 1933’te Vecihi Hürkuş tarafından “NURİ BEY” adı verilen “VECİHİ XVI” kabin uçağını yaptı.

1937 yılında Türk Hava Kurumu taradından uçak mühendisliği eğitimi alması için Almanya’ya gönderildi. Geri geldiğinde ise yine bir zorluk ile karşılaşacaktı. 2 yıllık eğitimin ardından ülkesine dönen Vecihi’ye, iki yılda mühendis olunmasının imkânsızlığı gerekçesiyle uçak mühedisi ruhsatı verilmedi.

Vecihi Hürkuş Konuşma Yaparken

Kendi uçağı üzerinde konuşma yaparken.

1954 yılına gelindiğinse ise kendi ismi ile bir sivil havacılık şirketini kurdu. Başlangıçta, İstanbul-Bursa, İzmir-Aydın ve İzmir-Milas seferleri yaparken sonrasında İstanbul-Zonguldak-Ankara ve İzmir-Muğla seferlene başlayan şirketin filosu 11 uçaktan oluşuyordu. Gel gelelim, şanssızlıklar burada da Vecihi’nin yakasını bırakmadı. Bursa ve Adana’da olmak üzere iki uçağı düştü. İstanbul-Bursa seferi yapan bir uçağı ise Bulgaristan’a kaçırıldı. Bu uçağı geri aldı almasına fakat 5.000 Leva tutarında depo parası ödemek zorunda kaldı. Ekonomik sıkıntılar ile boğuşan şirket uçakların kanatlarına reklamlar aldı, havadan ilaçlama yapmak için tarım bakanlığı ile sözleşme imzaladı fakat yine de ekonomik sıkıntılarından kurtulamadı ve şirketini kapatmak zorunda kaldı. bir uçağı hariç kalan bütün uçaklar imha edildi. Sona kalan uçağı ile Maden Tetkik Arama Enstitüsü için toryum, uranyum ve fosfat aramak üzere Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz Bölgelerinde uçuşlar yaptı. Madenler buldu, Türkiye’nin yer altı serveti haritalarına işlenmesini sağladı.

Türk havacılığının ve hatta Türk tarihinin en üretken isimlerinden olan Vecihi Hürkuş, Ankara’da 16 Temmuz 1969 tarihinde Gülhane Askerî Tıp Akademisi Hastanesi’nde vefat etti.

Yorum yok

    Yorum Yap